İçeriğe geç

3 şahıs Nedir Edebiyatta ?

3. Şahıs Nedir Edebiyatta? Anlatıcı Bakış Açıları ve Duygusal Derinlik

Edebiyatın gücü, yalnızca kelimelerde değil, o kelimelerin nasıl seçildiği, nasıl bir araya getirildiği ve hangi bakış açılarından süzüldüğüyle de şekillenir. Bir roman ya da hikâye yazarken, anlatıcı ne kadar önemliyse, o anlatıcının bakış açısı da en az onun kadar etkileyicidir. Peki, bir hikâyede anlatıcı olarak “3. şahıs” dediğimizde neyi kastediyoruz? Bu bakış açısının ne gibi anlamlar taşıdığı, hikâyenin derinliğini ve okuyucuya sunduğu deneyimi nasıl etkilediği üzerine düşünmek, edebiyatın içsel yapılarına dair daha derin bir keşfe çıkmak demektir.

Edebiyatın en güçlü yönlerinden biri, onun bizi başka dünyalara taşıma yeteneğidir. Ancak bu yolculuk, yalnızca ne anlatıldığıyla değil, nasıl anlatıldığıyla da doğrudan ilişkilidir. Şimdi, bir hikâyede karşımıza çıkan 3. şahıs anlatıcı kavramının ne olduğunu, nasıl bir anlatı dili yarattığını, tarihi köklerini ve çağımızdaki yerini derinlemesine inceleyelim.
3. Şahıs Anlatıcı Nedir?

Edebiyatın temel yapısal ögelerinden biri olan anlatıcı, hikâyenin ruhunu taşır. Birinci şahıs anlatıcı, karakterin gözünden anlatırken, ikinci şahıs anlatıcı daha az kullanılan ve doğrudan okuru hedef alarak “sen” diyerek konuşan bir bakış açısıdır. Ancak üçüncü şahıs anlatıcı, bir adım daha geri çekilerek olayları “o” veya “onlar” gibi zamirlerle anlatır.
3. şahıs anlatıcı, hikâyenin içinde olan olayları, karakterlerin düşüncelerini ve duygularını gözlemleyen, ancak doğrudan olayın içinde olmayan bir bakış açısı sunar. Bu bakış açısı, okurun olayları daha geniş bir perspektiften gözlemlemesini sağlar. Kısacası, bu tür anlatıcılar “dışarıdan bakan” gözlerdir. İki ana türe ayrılabilir:
– Sınırlı 3. şahıs anlatıcı: Olayları bir karakterin gözünden anlatır, ancak yalnızca o karakterin duygu ve düşüncelerine hâkimdir.
– Sınırsız 3. şahıs anlatıcı: Birçok karakterin düşüncelerini, duygularını ve bakış açılarını aynı anda verebilir, hatta tüm evreni gözler önüne serebilir.
3. Şahıs Anlatıcısının Tarihi Kökenleri
3. şahıs anlatıcı, modern edebiyatın temel yapı taşlarından biridir, ancak kökenleri çok daha eskiye dayanır. Antik Yunan tragedyaları ve destanlarında, özellikle Homeros’un İlyada ve Odysseia eserlerinde, 3. şahıs anlatıcı figürüne rastlanabilir. Ancak bu eserlerdeki anlatıcı, genellikle sınırsız bir bakış açısına sahipti, yani tüm karakterlerin iç dünyalarını ve duygularını aynı anda ortaya koyabiliyordu. Yunan tragediesinin dışarıdan gözlemci bir bakış açısıyla, tanrıları, kahramanları ve halkı birbirinden ayırarak anlatan dilini, modern yazında da görmek mümkündür.

Ortaçağ’da ise, Hristiyanlık düşüncesi ve dinî etkilerle biçimlenen edebiyatlarda, anlatıcı genellikle tanrı gibi bir süper gözlemci olarak yer alıyordu. Bu bakış açısında, tanrı, insanlar arasında ne olup bittiğini görebilen tek varlık olarak karşımıza çıkıyordu. Özellikle Dante’nin İlahi Komedyası gibi eserlerde, 3. şahıs anlatıcı, olayların sadece yüzeyini değil, derin felsefi ve manevi anlamlarını da gözler önüne seriyordu.
3. Şahıs Anlatıcı ve Edebiyatın Derinlikleri
3. şahıs anlatıcı, hikâyeye farklı katmanlar ekleyen önemli bir tekniktir. Farklı bakış açıları, okurun hikâyeye farklı derinliklerde dalmasını sağlar. Bu bakış açısının kullanımı, genellikle yazarın vermek istediği mesajla, kurmak istediği atmosferle doğrudan ilişkilidir.
Sınırlı 3. Şahıs Anlatıcı: Karakterin İç Dünyasına Yolculuk

Sınırlı 3. şahıs anlatıcı, karakterin iç dünyasına derinlemesine bir bakış sunar. Örneğin, Virginia Woolf’un “Mrs. Dalloway” adlı eserinde, sınırlı 3. şahıs anlatıcı, Clarissa Dalloway’in zihin dünyasını okura aktarırken, aynı zamanda toplumun dışsal baskılarının ve bireysel iç çatışmalarının nasıl şekillendiğini de gösterir.

Sınırlı anlatıcı, bir anlamda karakterin bilinç akışına dair bir pencere açar ve okura, karakterin içsel deneyimlerine dair doğrudan bir hissiyat verir. Bu tür anlatıcılar, okurun hikâye ile derin bir bağ kurmasını sağlar, çünkü her şey bir karakterin gözünden yansıtılır ve okur, karakterin gördüğü dünyayı da kendi dünyası gibi kabul eder.
Sınırsız 3. Şahıs Anlatıcı: Evrensel Bir Bakış

Sınırsız 3. şahıs anlatıcı ise, daha geniş bir bakış açısına sahiptir. Leo Tolstoy’un “Anna Karenina” adlı romanında olduğu gibi, birden fazla karakterin içsel dünyasını aynı anda gözlemleyebilir ve okura tüm karakterlerin zihinsel ve duygusal durumlarını sunabilir. Sınırsız anlatıcı, çoğu zaman hikâyeye daha fazla esneklik ve derinlik katar; çünkü olaylar sadece bir karakterin gözünden değil, birden fazla perspektiften aktarılmaktadır.

Bu anlatıcı türü, okura daha geniş bir evrensel anlayış sunarken, toplumsal yapılar, sınıf farkları ve insan doğasının evrensel yönleri hakkında da yorum yapma fırsatı tanır.
Günümüzde 3. Şahıs Anlatıcısının Yeri ve Kullanımı

Modern edebiyat, anlatıcı bakış açılarını kullanma şekliyle büyük değişim geçirdi. Tarantino’nun “Pulp Fiction” filmi gibi postmodern örneklerde, 3. şahıs anlatıcı bakış açısı, geleneksel zaman ve mekân algılarını sarsarak daha özgür bir anlatım diline dönüştü. Bu bağlamda, çok katmanlı anlatımlar ve karakterlerin paralel bakış açıları, okurun olaylara farklı açılardan yaklaşmasını sağlar.

Birçok çağdaş yazar, yabancılaşma ve toplumsal eleştiriyi derinleştirmek için 3. şahıs anlatıcıyı kullanır. Michel Foucault’nun iktidar teorisi, postkolonyal edebiyat ve feminist edebiyat gibi alanlarda, anlatıcılar, sınırlı veya sınırsız bakış açılarıyla toplumdaki iktidar ilişkilerini ve bireysel özgürlüğü sorgular.
Sonuç: Anlatıcı Kimdir ve Bizim İçin Ne İfade Eder?
3. şahıs anlatıcı, yalnızca bir teknik araç değildir; aynı zamanda bir düşünce biçimidir. Olayları bir adım geri çekilerek, dışarıdan gözlemlemek ve anlamak, yazın dünyasında insanların birbirleriyle olan ilişkilerini, duygusal karmaşıklıklarını ve toplumsal yapıları keşfetmenin bir yoludur. Ancak bu anlatıcı bakış açısının içerdiği güç dinamikleri ve ideolojik yönelimler de çok önemli bir mesele olarak karşımıza çıkar.

Küçük bir hikâyenin anlatıcısı olmak, çok büyük bir sorumluluktur. Kimlerin sesini duyurmak istersiniz? Kimi gözlerden gizlersiniz? Edebiyat, işte tam da bu soruları sordurur. Anlatıcı olarak siz hangi bakış açısını seçerdiniz?
Okuyucuya Sorular:
– Bir hikâyede hangi bakış açısının daha güçlü olduğunu düşünüyorsunuz: 1. şahıs mı, yoksa 3. şahıs mı?
– Sınırlı ve sınırsız 3. şahıs bakış açıları arasında sizce hangi anlatıcı daha fazla derinlik katar?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort ankara escort
Sitemap
betcivd casinoilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet