1.5 Yaş Çocuk Neler Yapar? Bir Yetişkinin Gözünden Komik Bir Bakış Açısı
Hepimiz bir zamanlar 1.5 yaşında olduk, öyle ya da böyle. Ama o zamanlardan hatırladığımız şeyler, genellikle anımsamak istemediğimiz türden korku dolu anılardır. Gerçekten mi? Bence öyle değil. 1.5 yaşındaki bir çocuğun dünyasında olmak, esasında biz yetişkinlerin de sık sık istediği ama bir türlü bulamadığı bir kaçış. O kadar saf, o kadar dürüst ve bazen o kadar komik ki! Peki, 1.5 yaşındaki bir çocuk neler yapar? Gelin, biraz eğlenelim!
Çocuk Olmak: Herkesin Düşündüğü Ama Kimsenin Yapamadığı Şey
Düşünün, siz 25 yaşında bir yetişkinsiniz. İzmir’de yaşıyorsunuz, işte o sıcak yaz günlerinin birinde arkadaşlarla Kordon’da geziyor ve her zaman “esprili” bir tavırla ortamı neşelendiriyorsunuz. Tabii, içten içe biraz fazla düşünüyorsunuz. Ya da düşünmek zorunda kalıyorsunuz çünkü sabah işe giderken “Bu kadar stresle bu hayatı nasıl idame ettiriyorum?” diye kendinizi sorguluyorsunuz. Ama, bir 1.5 yaşındaki çocuğu izleyin. O, yaşamını tamamen doğal ve saf bir şekilde sürdürüyor. Her şey ona yeni, her şey heyecan verici, ve her şeyde bir komiklik var.
Mesela sabah uyanıp annesinin odasına girdiğinde, ilk iş olarak yerdeki halıya ağlamaya başlıyor. Çünkü neden? Halı o kadar düz ki, bir kere düşse, bir daha kalkamayacak gibi hissediyor. Bizim gibi bir yetişkin ise halıdan yuvarlanıp “Aman, ne olacak, şu işi bitireyim de sonra düşerim” diye geçiyor.
Dünyanın En İyi Oyuncağı: Anne ve Babadan Aldığı Dikkat
Şimdi gelelim 1.5 yaşındaki bir çocuğun gerçek eğlencesine: Anne ve babadan aldığı o kesintisiz ilgi. Bir çocuk, 1.5 yaşında olunca, her şeye “yeni” bakmaya başlıyor. Bu da demek oluyor ki, çocuğun dünyasında annesi ve babası, en büyük eğlence kaynağı! Gülmek için, oyun yapmak için, ağlamak için her zaman oradalar.
Düşünün, bir gün evdesiniz, çocuğunuz koşmaya başlıyor, siz de arkasından bağırıyorsunuz:
“Hayır, düşersin!”
“Anneee, baba, beni bırakma!”
Ama ne oluyor? Çocuk, bir şekilde her defasında daha hızlı koşuyor ve gülerek “Baba, düşerim demekle düşmem!” diyor. Ve biz büyükler, gerçekten bu kadar basit olamıyoruz değil mi? Oğlumuzun bu naif düşüncesine gülmekten başka bir şey yapamayız.
Ellerinde Gözlük ve Herşey “Hııııımm!” Oldu
1.5 yaşındaki çocuklar, dünyadaki en şanslı varlıklardır. Neden mi? Çünkü ellerindeki her şey, birer oyuncak gibi gelir. Bilgisayar mı? O, sadece tuşlarıyla oynanabilecek bir nesne! Telefon mu? Telefonun ekranı, her türlü oyun için uygun. Gözlük mü? Evet, gözlükle hem kendini hem de çevresini görmek çok eğlenceli.
Bir gün 1.5 yaşındaki çocuğunuz size gözlüklerinizi alıp takmaya başladığında, siz “Bunu nereye koymuşum?” diye iç geçireceksiniz. Çocuk bir yandan gözlüğü suratına takmaya çalışırken bir yandan da “Hmm! Hımm!” diyerek dünyayı keşfedecek. En keyifli kısmı ise, size bakıp gözlüğü takarak “Baba, sen de böyle bak!” demesi. Çocuklar, bir anlamda gözlük takmayı, insanları daha derinden anlamanın bir yolu olarak görürler. Ben de böyle bir bakış açısına sahip olmalı mıyım, diye düşünmeme neden oluyor.
Tanıtım ve Oyun Zamanı: Dünyanın En Güzel Yemeği
Bir çocuğun 1.5 yaşında iken en çok severek yaptığı şeylerden biri, yemek yemektir. Fakat bu yemek yemeyi bir oyun gibi görmeleri, bu yaşta çok doğal. 1.5 yaşındaki çocuklar, bazen yalnızca yemekle değil, yemek yedikleri zamanlarla da oynar. Kendi başlarına, bir köşe bulup, yedikleri yemekle masallar uydururlar. Bu masallar aslında tamamen yaratıcı bir kafa yapısının ürünüdür.
Siz ne kadar yemeği tabakta düzgün bir şekilde sunmaya çalışsanız da o çocuk ne yapacaktır? O, yemekle resmen savaşacak, “Nasıl yerim bunu?” diye dert yanacaktır. Ama bu, bir süre sonra o kadar eğlenceli hâle gelir ki, siz de “Keşke ben de bu kadar basit şeylere gülüp geçebilsem” diyeceksiniz. Hatta o kadar eğlenirsiniz ki, sonunda birlikte tabağı birlikte bitirirsiniz.
1.5 Yaş Çocukların En Güzel Yönü: Her Şeyin Oyun Olması
Sonuç olarak, 1.5 yaşındaki bir çocuğun hayatı bir oyun gibi. Her şeyin eğlenceli, her şeyin yeni ve heyecan verici olduğu bir dönemdesiniz. Çocuklar bu dönemde hemen hemen her şeyin bir oyun haline gelebileceğini anlıyorlar. Ve bu da biz yetişkinlere bir ders veriyor: Yaşamı biraz daha eğlenceli hale getirmek için neden her anı bir oyun gibi görmüyoruz?
O yüzden, bir sonraki çocukluğa bakışınızda belki de 1.5 yaşındaki birinin gözünden dünyaya bakın. Onlar her şeyi eğlenceli, saf ve komik bir şekilde yaşıyorlar. Biz yetişkinler bazen işleri çok ciddiye alıyoruz, belki de çocukların biraz daha dikkatini çeksek, hayat çok daha eğlenceli olabilir.
Hayat gerçekten ne kadar kısa, öyle değil mi? Bir çocuğun gülüşünde kaybolarak, her şeyin bir oyun olduğunu unutmamalıyız!